Bir iz, bir hikâye.
Merhaba, ben Murat. Syorell markasının kurucusuyum ve size hikâyemizi anlatmak istiyorum.
Başlangıç
Her şey 2015 yılında, bir Babalar Günü'nde başladı. O gün babamı kaybettim. Sebep, cilt kanserinin en sinsi türlerinden biri olan malign melanomdu; yıllarca güneşe korumasız kalmanın geç fark edilen sonucuydu. Teşhis konduğunda zaman artık bizden yana akmıyordu. Yapılabilecek az şey, söylenmemiş çok söz kalmıştı.
Acı, insanı ya susturur ya da bir amaca dönüştürür. Bende ikincisi oldu. O büyük kederin içinde tek bir gerçek benimle kaldı: Başka insanlar aynı hikâyeyi yaşamak zorunda kalmamalıydı.
Gelişme
Kolay olmadı. Kıymetli danışman hocalarımız ve harika bir ekiple, yıllara yayılan bir yolculuğa çıktık. Binlerce saat okuduk, araştırdık; laboratuvarda sayısız formülü bozup yeniden kurduk. Vazgeçmenin eşiğine geldiğimiz geceler oldu ama aramaktan hiç vazgeçmedik.
İlk güneş koruyucumuz için, dünyanın en geniş spektrumlu korumalarından birini sunan inovasyon ödüllü çinko oksit mineral UV filtresi MicNo'yu seçtik ve bu teknolojiyi Türkiye'de kullanan ilk marka olduk. Sonra ilkleri alışkanlık edindik: güneş hassasiyeti (PMLE) yaşayanlar için Türkiye'de ilk kez özel çözümler sunduk; hava kirliliğine, dijital ekranların mavi ışığına ve infrared ışınlara karşı yeni nesil bariyerler inşa ettik. Bugün her formülümüz, Bursa Orhangazi'deki laboratuvarımızda GMP standartlarında, aynı titizlikle doğuyor.
Şimdi
Şimdi gözümüzü daha ileriye diktik. Atatürk Üniversitesi ile yürüttüğümüz ve tamamlanan TÜBİTAK destekli projemizde, bu toprakların en kıymetli hazinelerinden biri olan borun cilt sağlığındaki potansiyelini keşfettik. Patentli bor temelli buluşlarımızdan doğan biyoaktif moleküller, prototip formüllerde SPF performansını iki kattan fazla artırdı; laboratuvar çalışmaları, UV stresi altındaki cilt hücrelerini destekleme, ışık yaşlanması belirteçlerini azaltma ve kolajen dengesine katkı sunma potansiyellerini de gösterdi.
Kendi topraklarımızdan çıkan bir mineralin bilimle şekillenip dünyaya açılması, bizim için bir ürünün çok ötesinde: bu artık bir ülke hikâyesi.
Ve devamı
Bu hikâye burada bitmeyecek. Hedefimiz hasarı önlemekle yetinmeyen, oluşmuş hasarı geri çevirmeye aday formüller; güneşi hayattan çıkarmadan, hayatı güneşten koruyan bir gelecek. Babamdan kalan izi, milyonlarca insanın cildinde görünmez bir kalkana dönüştürene kadar çalışacağız.
Güneşten korunmak bir tercih ya da lüks olamaz; bir haktır.
Sana, ailene ve sevdiklerine iyi gelsin.
Hayatında hep güzel izler kalsın.
Hikâyenin cildine dokunan kısmı burada başlıyor.
Ürünleri Keşfet →